fotoğraf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fotoğraf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Şubat 2012 Salı

25 - Earl and Kisses







Çekimden önceki gün, Marv ile anlamsız bir kavga ettik telefonda. Üzerinden geçen yılların da etkisiyle şu an sebebini anımsamıyorum bile. Tek hatırladığım, Marv'ın hiç alışık olmadığım bir şekilde bana kendimi çok değersiz hissettirmiş olduğu. Üstelik herhangi bir şekilde gönlümü de almamıştı. Geceye kadar huzursuz şekilde bir özür bekledim. Boşunaydı. Ertesi sabah çekime giderken çantamda kostümler, ayakkabılar ve makyaj malzemelerinin yanında, kalp kırıklığım da vardı.


Modellik yapacağım kişi Earl, benim yaşlarımdaydı. Ailesiyle yaşıyordu. Önceden de belirttiği gibi çekimler evinde gerçekleşecekti. Beni yakınlarda bir duraktan aldı, eve beraber yürüdük. Annesiyle biraz muhabbet edip tanışma fasıllarını geçtikten sonra, sıra çekimdeydi. İlk kıyafetleri giyip makyajımı ve saçımı gerekli şekilde ayarladıktan sonra kameranın karşısındaki yerimi aldım. Birkaç saatte bir mola veriyor, çekilenlere bakıyor, bir şeyler içip yeni bir konsept ile çekime dönüyorduk. Her molada gözüm telefondaydı. Marv'ın pek umurundaymışım gibi gözükmüyordu. Boşvermeye çalışıp kendimi çekime odakladım. Tasarlanan konseptler bittiğinde Earl beraber poz vermeyi önerdi. Eğlenceli bir teklifti, üstelik güzel pozlar yakalayabilirdik. Birçok poz verdik. Makineyi ayarlayıp yanıma geçiyordu, birkaç saniye sonra otomatik olarak fotoğrafı çekiyordu makine ve her seferinde bunu tekrarlaması gerekiyordu. Eğleniyorduk, bazı pozlarımız son derece komikti. Bazı pozlarda ise oldukça yakın duruyor ve çekici bakışlarla bambaşka bir hava veriyorduk. Ancak bu gitgide zorlaşıyordu. Zira fotoğraf çekilene kadar saniyelerce çok yakın durmak, tahrik ediyordu bir süre sonra insanı ister istemez. İkimiz de zorlanıyorduk, belliydi daha az gülüp daha çok kasılmamızdan. Ve bir yerden sonra halat koptu. Gözlerinin içine baktığım bir pozdu, son derece yakındık, ve kameradan önce o hareket etti, dudaklarımız birleşti.


Birkaç saniye öpüştükten sonra kendimizi çekyatın üzerinde bulduk. Bedenim çok istiyordu ancak kendime gelişim çok çabuk oldu. Ellerini vücudumdan çekip bunun olmaması gerektiğini söyledim. Sessizce kabullendi. Bu olmamış gibi çekime sadece benim modelliğimle devam ettik. Saat geç olduğunda ise Earl odasını bana verip başka bir odada uyumaya çekildi.

Saatlerce döndüm durdum yatakta. Sadakat konusunda çok başarılı biri değildim hiçbir zaman. Ama Marv'a bunu yapmış olmak içimde bir şeyleri rahatsız ediyordu. Bu düşüncelerle boğuşurken uyudum kaldım. Ne de olsa hiçbir zaman haberi olmayacaktı, değil mi?
...

Victoria


20 Şubat 2012 Pazartesi

24 - Why Can't We Make Love Honey?







Marv'ın yanına gittiğim günler benim için boğulurken suyun yüzeyine fırlayıp nefes almak gibiydi. Beni adeta bir prensesmişim gibi ağırlıyordu. Yatağa gelen kahvaltılar, ayak masajları, hediyeler, filmler... Onu seviyordum. Zaman içimdeki duyguları büyütüyor, kendimi ona daha yakın hissediyordum. Cinsel hayatımız kısıtlıydı. İkimiz de daha önce hiç kimseyle beraber olmamıştık ve bunu sevdiğimiz biriyle yaşamak istiyorduk. Ve emindim, o kişi Marv'dı. İkimiz de doğru insanı bulduğumuzu, gerekli duyguyu hissettiğimizi düşünüyorduk. İlk sefer özel olmalıydı. Nasıl özendiğimizi hatırlıyorum da... Beyaz jartiyerlerimi, tütsüleri, mumları, müziği, bana yaklaştıkça hızlanan kalp atışlarımı...


Ama olmadı.

Canım öylesine yanıyor, bacaklarım öyle bir kilitleniyordu ki kendi kendine bu ilişkiyi imkansız kıldı. Ben sinirimden ağlamaya başladığımda Marv başımı göğsüne yaslayıp bunun hiç önemli olmadığını, acelemiz olmadığını, beni çok sevdiğini tekrarladı dakikalarca. Ama hayal kırıklığı inanılmaz boyuttaydı benim için. Çok özeniyordum, çok istiyordum ve vücudum buna izin vermiyordu. Marv'ın sakinliğine karşın ben inanılmaz derecede takmıştım bu duruma. İlerleyen zamanlarda birkaç denememiz daha oldu ve hepsi aynı şekilde sonuçlandı. Ve durum netleşti, vajinismus...



İlişkimizde sorun ettiğim tek şey buydu. Karşımda zorba, odun bir adam olmadığı ve sürekli beni teselli etmeye çalıştığı, bunu önemsemediği için şanslıydım. Ama bu beni rahatlatmaya yetmiyordu. Kendimi eksik, yarım hissediyordum. İçimi karartıyordu bu duygu.


İstanbul'a hayal kırıklıklarımı valizime doldurup döndüğümde, kafamı dağıtmam gerektiğini biliyordum. Kendimi dergilere gömdüm, fanzinlere odakladım zihnimi. Yazmak beni rahatlatan tek şeydi Marv yokken. Ben de elimden geleni yapıyordum. Arada evci çıkıp eşte dostta kalıyordum, artık evde kalan arkadaşlarım olması bir avantajdı. Marv asla nereye, kime gittiğime karışmıyor, bana tüm kalbiyle güveniyordu.


Derken yarı profosyonel olarak fotoğrafçılıkla uğraşan biri, modeli olmamı rica etti. Arada zevk için modellik yapıyordum, kamerayı hep sevmişimdir. Kabul ettim. Hafta sonu çekim yapacaktık. Evinin bir kısmını stüdyo olarak kullanıyordu. Marv'a da haber verdim. Her zamanki gibi uyumlu bir şekilde karşıladı.


Keşke bunun sonun başlangıcı olacağını biri kulağıma fısıldasaydı...



Victoria